Dolar 49,3369
Euro 55,2022
Altın 6.627,08
BİST 12.157,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Az Bulutlu
İstanbul
24°C
Az Bulutlu
Sal 20°C
Çar 18°C
Per 16°C
Cum 16°C

Gebelikte Meme Kanseri Tanısı Almak Tedaviye Engel Değil!

Gebelik, bir kadının yaşamındaki en özel dönemlerden biridir. Ancak nadiren de olsa bu dönemde meme kanseri tanısıyla karşılaşılabiliyor ve böyle bir tanı, anne adayında doğal olarak hem kendi yaşamı hem de bebeğinin sağlığı açısından büyük…

Gebelikte Meme Kanseri Tanısı Almak Tedaviye Engel Değil!
REKLAM ALANI
12 Ekim 2026 13:19
9

Gebelik, bir kadının yaşamındaki en özel dönemlerden biridir. Ancak nadiren de olsa bu dönemde meme kanseri tanısıyla karşılaşılabiliyor ve böyle bir tanı, anne adayında doğal olarak hem kendi yaşamı hem de bebeğinin sağlığı açısından büyük bir kaygıya yol açabiliyor. Günümüzde gebelik sırasında meme kanseri tanısı almak, gebeliğin mutlaka sonlandırılması gerektiği veya kanser tedavisinin yapılamayacağı anlamına gelmiyor. Uygun şekilde planlanan tedaviyle hem annenin sağlığını korumak hem de bebeği mümkün olduğunca güvenli bir şekilde dünyaya getirmek birçok hastada mümkün olabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Meme Merkezi’nden Prof. Dr. Yeliz Emine Ersoy, gebelik sürecinde meme kanseri hakkında tüm merak edilenleri cevapladı.

Annelik yaşı ilerledikçe risk artıyor

ARA REKLAM ALANI

Gebelikle ilişkili meme kanseri; gebelik sırasında, doğumdan sonraki ilk yıl içinde veya emzirme döneminde ortaya çıkan meme kanserini tanımlamak için kullanılmaktadır. Tedavide temel amaç annenin yaşamını korurken, fetüsü ve mümkün olduğunca kadının gelecekteki doğurganlığını da korumaktır. Gebelikte meme kanseri yaklaşık 3.000 gebelikte bir görülmekte ve sıklıkla 32–38 yaş arasında ortaya çıkmaktadır. İlk doğum yaşının giderek ileri yaşlara kayması nedeniyle gebelikle ilişkili meme kanseri tablosuyla önümüzdeki süreçlerde maalesef daha sık karşılaşılması beklenmektedir. 

En önemli sorunlardan biri: Tanıda gecikme

Gebelik sırasında memelerde büyüme, hassasiyet ve yoğunluk artışı gibi doğal sayılan değişiklikler meydana gelmektedir. Emzirme döneminde de meme dokusu önemli ölçüde değişmektedir. Bu nedenle memede ortaya çıkan bir kitlenin gebelikle alakalı veya süt birikimi şeklinde değerlendirilmesi ve hekime başvurunun gecikmesi mümkündür. Ayrıca bu değişiklikler muayene ve tetkiklerin değerlendirilmesini zorlaştırabildiğinden tanıda gecikmeler yaşanabilmektedir.

Gebelikte meme kanserinin belirtileri, gebe olmayan kadınlardakinden çok farklı değildir. En sık görülen bulgu, çoğunlukla ağrısız bir meme kitlesidir. Meme başı akıntısı, memede ödem, cilt çekintileri gibi bazı başka değişiklikler de görülebilmektedir. Bu nedenle gebelik veya emzirme döneminde memede fark edilen bir kitle mutlaka değerlendirilmelidir. Ayrıca, hamilelik düşünüldüğünde meme muayenesinin de hamilelik öncesinde yaptırılması uygun olacaktır.

Gebeyken ultrason ve mamografi çekimi mümkün

Anne adaylarının en fazla kaygı duyduğu konulardan biri görüntüleme yöntemlerinin bebeğe zarar verip vermeyeceğidir. Gebelik sırasında memede şüpheli bir bulgu olduğunda ilk tercih edilen görüntüleme yöntemi meme ultrasonografisidir. Ultrason radyasyon içermez; memedeki kitlenin özelliklerinin değerlendirilmesine, lenf bezlerinin incelenmesine ve gerektiğinde biyopsiye rehberlik edilmesine yardımcı olmaktadır. Mamografi konusunda da gereksiz bir korkuya kapılmamak gerekmektedir. Gerekli olduğu durumlarda karnı radyasyondan koruyucu kıyafetlerle fetüs korunarak mamografi çekilebilmektedir. Meme dokusunun gebelikte yoğunlaşması görüntülerin değerlendirilmesini güçleştirebilse de mamografi gerekli hastalarda tanının önemli bir parçası olabilmektedir. O nedenle hamilelikte görüntüleme yaptırılmaz düşüncesiyle şüpheli bir meme bulgusunun araştırılması ertelenmemelidir.

Gebelik, biyopsi yapılmasına engel değildir 

Memede şüpheli bir lezyon saptandığında kesin tanının konulabilmesi için biyopsi gerekebilmektedir. Biyopsi yalnızca kanser tanısını doğrulamak için değil, olası tümörün özelliklerinin belirlenmesi ve uygun tedavinin seçilebilmesi için de son derece önemlidir. Bu nedenle gebelik, gerekli bir meme biyopsisinin yapılmasına engel değildir. “Biyopsi bebeğe zarar verir” endişesi nedeniyle tanının geciktirilmesi, hastalık açısından daha önemli sonuçlara yol açabilmektedir.

Hem annenin tercihleri hem de kanserin özellikleri titizlikle yönetilmeli

Gebelik sırasında tedavi planı, gebe olmayan bir hastaya göre bazı önemli değişiklikler gerektirmektedir. Tedavi; kanserin evresine, tümörün biyolojik özelliklerine, gebeliğin hangi döneminde olunduğuna ve hastanın tercihlerine göre kişiselleştirilmelidir. Bu nedenle gebelikte meme kanseri tedavisi tek bir hekimin kararıyla değil; meme cerrahisi, medikal onkoloji, kadın hastalıkları ve doğum/perinatoloji, radyoloji, patoloji ve gerektiğinde diğer uzmanlık alanlarının birlikte çalıştığı multidisipliner bir ekip tarafından planlanmalıdır.

İlk 3 aylık dönemde kemoterapiden kaçınılmalı

Gebelik sırasında meme kanseri cerrahisi uygulanabilmektedir. Cerrahi tedavi, gebeliğin farklı dönemlerinde anne ve fetüsün uygun şekilde izlenmesi koşuluyla gerçekleştirilebilmektedir. Hastaya ve gebeliğin dönemine göre meme koruyucu cerrahi veya mastektomi yani meme dokusunun tamamının alınması seçenekleri değerlendirilebilmektedir. Hangi ameliyatın daha uygun olduğuna tümörün özellikleri, gebelik haftası ve ameliyat sonrasında gerekli olabilecek diğer tedaviler birlikte değerlendirilerek karar verilmektedir. Her gebede doğrudan cerrahi tedavi uygulanması gerekmeyebilir. Tümörün özelliklerine göre önceliğin kemoterapi tedavisi olması durumunda ise gebeliğin hangi döneminde olunduğu, tedavi planlamasında kritik önem taşımaktadır. Bebeğin organlarının oluştuğu ilk üç aylık(trimester) dönemde kemoterapiden kaçınılmalıdır. Buna karşılık gerekli hastalarda belirli kemoterapi rejimleri ikinci ve üçüncü trimesterde uygulanabilmektedir. Hangi ilacın, gebeliğin hangi döneminde ve hangi hastaya uygulanacağının doğru belirlenmesi gereklidir. Kemoterapinin doğuma çok yakın dönemde verilmesi ise anne ve bebek açısından kanama ve enfeksiyon gibi sorunların ortaya çıkma riskini artırabileceğinden tedavinin zamanlaması ve son kür uygulama tarihi dikkatle planlanmalıdır. 

Bazı tedaviler doğum sonrasına bırakılmalı

Meme kanseri tedavisi yalnızca ameliyat ve kemoterapiden oluşmaz. Radyoterapi, hormon tedavileri ve HER2’ye yönelik tedaviler, imünoterapiler gibi farklı seçenekler de tümörün özelliklerine göre gerekebilmektedir. Ancak bu tedavilerin hepsi gebelik sırasında uygun değildir. Radyoterapi, hormon tedavileri ve hedefe yönelik bazı tedaviler doğum sonrasına bırakılmalıdır. 

Meme kanseri tanısı gebeliğin devam etmesine engel değil

Bu, tanı alan kadınların ve ailelerinin en çok endişe duyduğu konulardan biridir. Meme kanseri tanısı tek başına gebeliğin sonlandırılması gerektiği anlamına gelmez. Bu konuda yapılan araştırmalar, gebeliğin sonlandırılmasının meme kanserinin prognozunu yani gidişatını iyileştirdiğini göstermemektedir. Elbette ileri evre veya çok agresif hastalık gibi özel durumlarda annenin ihtiyaç duyduğu tedavinin zamanlaması nedeniyle gebeliğin geleceği bireysel olarak değerlendirilmek zorunda kalabilmektedir. Böyle bir karar yalnızca kanserin özellikleri değil, gebelik haftası, uygulanması gereken tedaviler ve hastanın kendi tercihleri birlikte ele alınarak verilmelidir.

Şüphe edin, gecikmeyin!

Gebelikte meme kanseri nadirdir; ancak nadir olması görülmeyeceği anlamına gelmez. Gebelik ve emzirme dönemindeki kadınların memelerinde ortaya çıkan her değişiklik kanser değildir. Aksine, bu dönemde karşılaşılan meme sorunlarının büyük çoğunluğu iyi huyludur. Ancak geçmeyen bir kitle, şüpheli meme başı akıntısı veya memede olağan dışı ve kalıcı bir değişiklik “gebeliğe bağlıdır” denilerek aylarca bekletilmemelidir. Çünkü gebelikte meme kanserinde karşılaşılan temel sorunlardan biri hastalığın gebelik nedeniyle daha kötü olması değil, tanının gecikebilmesidir. Yaş ve hastalık evresi dikkate alındığında gebe ve gebe olmayan kadınların yaşam sonuçları benzer olabilmektedir. Gebeliğin kendisi kanserin kötü seyretmesinin nedeni olarak görülmemelidir.

Bugün gebelikte meme kanseri tedavisindeki yaklaşım üç temel hedef üzerine kuruludur:

* Annenin yaşamını korumak,

* Bebeği korumak,

* Mümkün olduğunca gelecekteki doğurganlığı korumak.

Her gebeye direkt cerrahi tedavi uygulanmayabilir. Eğer tümörün özelliklerine göre öncelik kemoterapi alınması ise bu konuda da gebeliğin hangi döneminde olduğu kritik önem taşımaktadır.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kaynak: Beyaz Haber Ajansı

REKLAM ALANI